Yıl 2008 aylardan Eylül
Hitit Güneşi Gösteri Sanat Derneği ile AKSEVDER ‘in organizasyonuyla yaptığı bayram gezisi unutulmadı.
Bir sabah 46 kişilik otobüsle Ankara’dan yola çıktık . Yollarda şarkılar, türküler söyleyerek “çekirge türküsünde kaç çekirge var ? ”gibi farklı yarışmalarla Kemerdeki otele ulaştık.
Önceden rezervasyonunu yaptırdığımız 3 yıldızlı otel beklediğimiz gibi değildi. Otel müdürü yoktu. Ağırlığımızı koyarak müdürü çağırdık, odaları temizlettik ve yerleştik. Kahvaltı sonrası bayramlaşmak için yemek salonunda toplandık. Bayram şekerimizi dağıttık. Birbirimizle tek tek kucaklaşarak bayramlaştık. “Dağ başını duman almış marşıyla başlayan gün güzel konuşmalar ve Yargıtay Emekli Savcısı Ercüment Kahyaoğulları’nın okuduğu Fuzuli’nin şiiri ( https://youtu.be/eQfoml6e8GE ) ile ilgi topladı.

Otelde kaldığımız 3 gün tavla turnuvası, çeşitli animasyonlar ve Erdoğan Karakurt’un bir süre kaptanlık yaptığı teknede bireysel dans yarışması gibi programlarla geçti.
Gezimizin son gecelerinden biri çok şahaneydi…
Akşam yemeğinde hep beraber şarkılar, türküler söyleyerek salonu doldurduk. Bizi uzaktan hayranlıkla izleyen iki Rus bayanı masamıza çağırdık. Otelin Akşehirli aşçısı ile beyaz önlüklü garsonlar bize yaklaştılar. “Şimdiye kadar otelimize böyle bir grup gelmemişti” dediler bizi ayakta alkışladılar. Beyaz giysilerinden ötürü onlara söylettiğimiz “Beyaz giyme söz olur, Siyah giyme toz olur” şarkısına katıldılar.
Sonunda alkışlayarak taktığımız Kırmızı kurdeleli madalyonları hakkettiler.

Gözleri dolu dolu oldu. “Biz böyle bir ödülü hayatımızda ilk defa alıyoruz “dediler. Otelden ayrılacağımız günün son gecesi dört garson meşalelerle taşıdığı büyük pastayı havuzun başına getirdiler ve diğer garsonlarla birlikte mehter marşı söyleyerek havuzun çevresini dolaştılar. Çok görkemli bir gösteri yaptılar ve bizi gururlandırdılar.
Bu gösteri ; garsonlara yaptığımız farklı bir takdir , onların da
bize mukabil teşekkürü idi …
Şunu anladık ki takdir, teşvik ve onurlandırmanın bedelinin bahşiş, garsoniye gibi maddi değerlerle ölçülemeyeceğini görmüş olduk.
Yukarıda bahsi geçen Ercüment Kahyaoğulları’nın okuduğu şiir ( https://youtu.be/eQfoml6e8GE )